Nobel Edebiyat ödüllü William Golding tarafından kaleme alınmış olan Sineklerin Tanrısı, şavaştan kaçırılan bir gurup çocuğun yolculukları sırasında uçaklarının ıssız bir adaya düşmesiyle başlayan ve adada çocukların yaşadığı olayları ve olaylardan ziyade onların duygusal dönüşümlerini anlatan bir eser. Her ne kadar roman demişlerse de romandan çok uzun bir öyküye daha çok benziyor. Kitap Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından 26. basım olarak çıkarılmış. Kitap İngilizce aslından Mina Urgan tarafından çevrilmiş. Birbirini takip eden 12 bölüm içeren eser 248 sayfadan oluşuyor. Yaklaşık 13 sayfadan oluşan ‘sonsöz’ kısmı ise bir nevi kitabın yayınlanışından günümüze gerçeklik içinde oluşmuş kendi öyküsüdür. Bu kısmı okurken aklıma Kafka’nın ‘Dönüşüm’ü, Cervantes’in ‘Don Kişot’u geldi. İyi kitapların kurgularını aşarak usul usul kendilerine gerçek dünyada yer edinmeleri, öyküleriyle gerçek yaşamı iç içe geçirmeleri ve yüzyıllara meydan okuyacak bir eser olma aşamaları geldi. Yaşanmışlıklar, gerçeğe yakınlaşma ölçüleri, okurun kendinden bir şeyler bulabilmesi ve en önemlisi okurun kendinden bir şeyler katabilmesi. İyi kitaplar bir anda iyi kitaplar olmuyorlar. Zamanla insanlar bu kitapların hacimlerini aşan öyküler yaratabiliyorlarsa iyi hatta ölümsüz kitaplar olabiliyorlar. Sineklerin Tanrısı kitabı da yukarda saydığım pek çok bileşeni içinde barındırdığı için iyi kitap kategorisine çok zorlanmadan giriyor nazarımda.
Kitabın İçeriği:
Savaştan kaçırılırken uçaklarının adaya düşmesi sonucunda hayatta kalan çocukların yaşam mücadelesi. İlk etapta çaresizce bir araya toplanan çocuklar çevrelerini tanımaya çalışıyorlar. Gurup olmanın verdiği avantajla iş bölümü sağlayarak yeni şartlara uyum sağlamaya çalışıyorlar. Çevrelerini tanıdıkça ve uyum sağlama yeteneklerini kullandıkça gurup kültürünün dışına çıkıyor ve kendi egemenliklerini kurmaya çalışıyorlar. Ralph ve Jack arasında geçen liderlik mücadelesi bir bakıma insanda varolan iyi ve kötünün mücadelesi gibi değerlendirilebilir. Ralph yakınlarda birilerinin geçme ihtimaline karşı onlara umut olacak bir ateşin sürekli yanması gerektiğini vurgularken, Jack ise, asla kurtulamayacakları fikriyle kendi hegemonyalarının kurulması gerektiğini savunuyordu. Simon sağduyuyu temsil ediyordu bir bakıma, Domuzcuk aklı. Akıl ve sağduyu gidince cehalete açılır tüm kapılar. Avlanmak, hayatta kalmak, korku, umut, derin kuruntular, uyum sağlama vb duygularla özetlenebilecek insanın derinliklerindeki dehlizleri su yüzüne çıkaran bir çalışma. Şeytanminaresi liderlik sembolü, önce seçimler ve ortak alınan kararlar, sonrasında guruplaşmalar ve dikta... Sineklerin Tanrısı insanın yaratılışındaki ilkellik... Ve mücadele her şeye rağmen; akılla, sağ duyuyla ve umutla... Aslında kitap bir bakıma toplumsal bir varlık olan insanın kurallar ve ahlaki değerler olmayınca ne kadar yıkıcı olabileceğinin de kanıtı denebilir, her ne kadar kurgusal olsa da. Bu kitabı okurken aklıma ilk gelen Daniel Defoe’nun Robinson Crusoe’suydu. Yayınlandığı günden bu yana kendi hikayesini yaratarak kült olmuş bu eser de insanlığın kültür yaratma potansiyelini anlatan bir eserdi. Sineklerin Tanrısı dil ve edebi yönden harikulade olmasa da anlattığı gerçeklikten dolayı zirveye tutunan bir yapıt. Tartışmaya açık olmakla birlikte iki kitap birbirini tamamlayıcı nitelikte diyebilirim. Birisi insanın yapıcı yönünü ortaya koyarken diğeri yıkıcı gücünü öyküleştirmiş. Hemen herkese önerebileceğimiz bu kitaplar özellikle sosyal bilimlerle ilgilenenler için mutlaka okunması gereken eserlerden diyebiliriz.
Kitaptan Alıntılar:
- Jack çenesini göğsüne dayadı, onları konuşmaya zorlamak istercesine, dik dik baktı bu izlere.
- Bu soruyu izleyen anlayıştan yoksun sessizlik, Jack’ın söylediği kaba ve etkili bir tek heceyle bozuldu.
- En büyük düşünceler en basit olanlardır.
- Biz güçlüyüz, biz ava gideriz... Eğer bir canavar varsa, biz onu avlayıp yakalarız. Çevresini sararız, vururuz, vururuz, vururuz!
- Bizden başka canavar yok belki.
- Sen biliyordun değil mi? Sizlerin bir parçası olduğumu biliyordun. (Sineklerin Tanrısı)
Yorumlar
Yorum Gönder